Genel Başkan Gök: İdari izin kararları bir kez daha gözden geçirilmeli
Tüm Sağlık Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Timur Gök, olumsuz hava koşulları nedeniyle bazı kurumlarda uygulanan idari izinlerin bir kez daha gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti. Gök, '24 saat esasına göre görev yapan sağlık personeline idari izin verilmemesi, sahada ciddi ve telafisi zor mağduriyetlere yol açmaktadır' dedi.
Gök açıklamasında şunları belirtti:
“İlimizde etkili olan olumsuz hava koşulları nedeniyle Valilik Makamı tarafından; kamu kurumlarında görev yapan malul, engelli ve amele personelin idari izinli sayılacağı, anne ve babası çalışan anaokulu ve kreşe devam eden çocuğu bulunan personel ile engelli çocuğu bulunan personelden birinin idari izinli sayılmasına karar verilmiştir.
Aynı duyuruda, sağlık, güvenlik ve 24 saat esasına göre hizmet veren birimlerde çalışan personelin durumunun ise “hizmetin gereği” doğrultusunda ilgili birimlerce değerlendirileceği ifade edilmiştir. Ancak yapılan bu duyuruya rağmen, 24 saat esasına göre görev yapan sağlık çalışanlarının büyük bir bölümüne, alınan kararlara istinaden kurum amirleri tarafından herhangi bir şekilde idari izin verilmemiştir. Bu durum, alınan kararların sahada karşılık bulmadığını ve sağlık çalışanlarının yine göz ardı edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Okul ve kreşlerin tatil edildiği, ulaşımın ciddi riskler barındırdığı bu süreçte; çocuğu olan sağlık çalışanları, özellikle tek ebeveyn olarak yaşamını sürdüren personel, engelli çocuğu bulunanlar ve eşi görevleri nedeniyle evde bulunamayan çalışanlar ciddi mağduriyet yaşamaktadır. Çocuk bakım sorumluluğunu tek başına üstlenen sağlık çalışanları için bu uygulama hem insani hem de vicdani açıdan kabul edilebilir değildir.
Buradan açıkça sormak istiyoruz: Sağlık çalışanlarının çocuklarının tek suçu, anne ya da babalarının sağlıkçı olması mıdır? Aynı şartlar altında çalışan diğer kamu personeline tanınan idari izin hakkının, sağlık çalışanlarının çocuklarından esirgenmesi adalet duygusunu zedelemekte ve sahadaki huzursuzluğu derinleştirmektedir.
Sağlık hizmetinin sürekliliği elbette tartışmasızdır. Ancak bu süreklilik; sağlık emekçilerinin yok sayılması, ailevi sorumluluklarının görmezden gelinmesi ve idari tasarrufların keyfi biçimde uygulanması pahasına sağlanamaz. “Hizmetin gereği” ifadesi, tüm sorumluluğun sağlık çalışanlarının omuzlarına yüklenmesini meşrulaştıran bir gerekçeye dönüştürülmemelidir.
Yetkilileri; alınan kararların sahada eşit, adil ve insani bir şekilde uygulanması için gerekli hassasiyeti göstermeye, kurum amirlerini ise inisiyatif almaktan kaçınmak yerine çalışanların mağduriyetini giderecek şekilde sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Sağlık çalışanları bu ülkenin yükünü taşımaktadır; ancak bu yük, görmezden gelinerek değil, adaletle ve vicdanla paylaşılmalıdır.”