SİYASET, YALNIZCA SEÇİM KAZANMA YARIŞI DEĞİLDİR!
İbrahim Kayaoğlu
Son günlerde CHP etrafında yaşanan tartışmalar, yalnızca bir parti meselesi olmaktan çıkmış, Türk siyasetinin geleceği açısından da önemli bir konu haline gelmiştir. Ancak kamuoyunda yapılan değerlendirmelerin büyük bölümü sonuçlara odaklanırken, bu sonuçları doğuran sebepler yeterince tartışılmamaktadır.
Özellikle kurultay süreçlerinde ortaya atılan delege satın alma, menfaat temini ve siyasi iradeyi etkilemeye yönelik girişim iddiaları son derece ciddidir.
Eğer bir siyasi partinin kaderini belirleyen delegelerin tercihleri maddi veya siyasi menfaatlerle yönlendirilmeye çalışılmışsa, bu durum yalnızca ilgili partinin değil, insanlığın ve siyasetin de sorunudur. Çünkü siyasetin temeli, hür iradeyle verilen kararlar olmalıdır.
Burada cevap bekleyen soru şudur:
CHP içerisinde bu iddiaların ortaya çıkmasına zemin hazırlayan şartlar nelerdir?
Parti içi denetim mekanizmaları neden bu kadar tartışılır hale gelmiştir?
Kurultaylar fikirlerin yarıştığı demokratik platformlar mı olmuş, yoksa güç mücadelelerinin sahnesine mi dönüşmüştür?
CHP belediye başkanları belediye imkanlarını kullanarak CHP’yi ele geçirme operasyonunda mı kullanıldı. Mahkeme süreci devam ediyor. Halkın vicdanın ne halde olduğu malum. Umuyorum insanlık satın alınacak kadar kirlenmemiştir.
Bir diğer önemli husus ise partinin son yıllarda geçirdiği ideolojik ve kadrosal değişimdir.
CHP'nin geçmişinde önemli görevler üstlenmiş, yıllarca emek vermiş birçok siyasetçinin zamanla tasfiye edildiği veya etkisiz hale getirildiği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Tecrübe sahibi kadroların dışlanması, parti hafızasının zayıflamasına ve kurumsal kimliğin aşınmasına yol açabilir. Siyasi partiler yalnızca yeni isimlerle değil, geçmişten gelen birikimle de ayakta dururlar.
Kamuoyunda sıkça dile getirilen bir başka iddia ise farklı yapılanmaların parti içerisinde etkili hale geldiği yönündedir.
Özellikle geçmişte devlet kurumlarına sızma girişimleriyle gündeme gelen yapıların siyaset üzerindeki etkileri konusunda toplumun hassasiyet göstermesi son derece doğaldır.
Elbette bu tür iddiaların somut delillerle ortaya konulması gerekir. Ancak bir siyasi partinin, üyelerinin ve seçmenlerinin bu konuda şeffaflık talep etmesi de en doğal hakkıdır.
Bugün CHP'nin karşı karşıya bulunduğu tabloya bakarken yalnızca mahkeme süreçlerine, kurultay tartışmalarına veya parti içi çekişmelere odaklanmak yeterli değildir.
Asıl mesele, bu noktaya nasıl gelindiğinin ortaya çıkarılmasıdır. Eğer ortada bir sorun varsa, o sorunu doğuran sebepler cesaretle araştırılmalı ve kamuoyu vicdanını tatmin edecek açıklamalar yapılmalıdır.
Çünkü siyaset, yalnızca seçim kazanma yarışı değildir.
Siyaset aynı zamanda güven meselesidir. Güvenin zedelendiği yerde başarılar geçici, krizler ise kalıcı hale gelir.
Siyasetin güçlenmesi için tüm partilerde şeffaflığın, hesap verebilirliğin ve liyakatin hakim olması gerekir. Kimin hangi görüşte olduğundan bağımsız olarak, milletin beklentisi temiz, dürüst ve ilkeli bir siyasettir.
Bugün cevap bekleyen soru da budur:
Yaşananların gerçek sebepleri ortaya çıkarılacak mı, yoksa sadece sonuçlar üzerinden yeni tartışmalar mı üretilecek? Bekleyip hep birlikte göreceğiz. Görünen O ki gidişat hiçte güzel değil.