İbrahim Kayaoğlu

Hicri Yılbaşında Gazze'yi Hatırlamak

İbrahim Kayaoğlu

Yeni bir hicri yıla daha giriyoruz...

Muharrem ayının ilk hilali gökyüzünde belirirken, milyonlarca Müslüman yeni bir başlangıcın duasını ediyor.

Kimi evinde ailesiyle birlikte huzur içinde yeni yılı karşılıyor, kimi geçmiş yılın muhasebesini yapıyor, kimi de gelecek günlerin daha hayırlı olması için ellerini semaya açıyor.

Fakat bu yıl da hicri takvimin ilk sayfasını çevirirken yüreğimizin bir köşesinde dinmeyen bir sızı var: Gazze...

Çünkü yeni bir yıl başlarken, Gazze'de binlerce çocuk yeni bir sabaha anne ya da babasını kaybetmiş olarak uyanıyor.

Bir zamanlar tebessümün huzurun olduğu sokaklar bugün sessizlik ve yıkım hüküm sürüyor. İnsanlığın gözleri önünde yaşanan bu büyük trajedi, vicdan sahibi herkesi derinden yaralıyor.

Oysa hicri takvimin başlangıcı olan hicret, zulümden kaçanların, inançlarını korumak isteyenlerin ve daha adil bir hayat arayanların hikâyesidir.

Hz. Muhammed (S.A.V.) ve ashabı Mekke'den Medine'ye hicret ederken arkalarında evlerini, mallarını ve hatıralarını bırakmışlardı.

Bugün Gazze'de de milyonlarca insan evlerinden koparılmış, yurtlarından edilmiş, güven içinde yaşayabilecekleri bir yarına hasret bırakılmış durumda.

Aradan on dört asır geçti. Takvimler değişti, şehirler büyüdü, teknoloji gelişti. Ancak mazlumun gözyaşı hâlâ aynı gözyaşı, yetimin feryadı hâlâ aynı feryat...

Muharrem ayı bize yalnızca yeni bir yılı değil, aynı zamanda vicdani sorumluluğumuzu da hatırlatıyor. Eğer bir Müslüman dünyanın bir köşesinde açlıkla mücadele ederken biz tok yatabiliyorsak, eğer bir çocuk bombardıman altında hayatını kaybederken bunu sıradan bir haber gibi izleyebiliyorsak, takvimlerin değişmesinin ne anlamı kalır?

Hicri yılbaşı; sadece "yeni yılınız kutlu olsun" demenin günü değildir. Aynı zamanda ümmet olmanın, kardeşliğin ve dayanışmanın yeniden hatırlandığı gündür.

Bugün Gazze'de enkazların arasında Kur'an okuyan çocuklar, yıkılmış camilerin gölgesinde namaz kılan insanlar ve bütün kayıplarına rağmen Allah'a tevekkül etmeyi sürdüren aileler bize büyük bir ders veriyor.

Belki de onlar, dünyanın en zor şartları altında bile imanın ne demek olduğunu yeniden öğretiyorlar.

Yeni hicri yıla girerken dualarımızın yönü yalnızca kendi hayatlarımız olmamalı. Filistin'in özgürlüğü, Gazze'nin huzuru, mazlumların kurtuluşu ve insanlığın vicdanını yeniden bulması için de dua etmeliyiz.

Çünkü hicret, sadece bir yer değiştirmek değildir. Hicret; zulümden adalete, korkudan umuda, sessizlikten hakikate yürüyüştür.

Dileğimiz odur ki bu yeni hicri yıl; Gazze'de bombaların sustuğu, Filistinli çocukların korkmadan uyuyabildiği, annelerin evlatlarını toprağa değil geleceğe emanet ettiği bir yıl olsun.

Muharrem ayı mübarek olsun.

Yeni hicri yıl; başta Filistin ve Gazze olmak üzere bütün mazlum coğrafyalara barış, adalet ve huzur getirsin.
 

Yazarın Diğer Yazıları