RAMAZAN MI DEĞİŞTİ YOKSA BİZ Mİ?
Hüseyin Arpa
“Nerede o eski ramazanlar cümlesini sıklıkla duyar ve o yıllara özlemlerimizi dile getiririz. Oysa ramazan aynı ramazan, iftar aynı, sahur aynı sahur. Aslında değişen ramazan değil bizleriz…
Eskinin ramazan geleneklerini terk ettik, komşuluk ilişkilerimizi unuttuk, dayanışmayı bıraktık bunlarla birlikte samimiyet de gitti eski ramazanların ruhu da…
Eskiye özlemler içeren cümlelere baktığımızda gördüğümüz şu ki komşudan pişen yemeğim bize de düşmesi, bizim yemeklerden komşulara ikram, mahalle kültürünün beslediği birlikte iftar, teravih, birlikte sahurla bereketlenen, sahur halaylarıyla şenlenen ama her hâlükârda bir yemekle ve zorlukla içinde yaşanan bir ramazandı.
Şimdilerde üç ana yemek ve yanında sayısız iftariyelikler, çeşit çeşit tatlılar, lüks ve kaloriferli evler, sıcak suyla abdest almalar, televizyonlarda her türlü İslami vaaz ve irşat programı yapan koca koca din âlim ve uleması ve tasavvuf konserleri
Bu açıdan bakıldığında bugünkü ramazanların daha çok tercih edilmesi, kabul görmesi ve bu halden dolayı şükredilmesi gerekir. Ancak bizler bu kadar bolluk ve bereket içinde bile hala eski ramazanları arıyoruz, o samimiyeti arıyoruz.
Bu arayışın sosyolojik temelleri elbette incelenmeli ama bizim eski ramazanlar diye özlem duyduğumuz aslında eskiden yaşanan insanlıklar.
Kimsenin maske takmadığı, herkesin birbirlerini gerçekten sevdiği, saygı duyduğu, dostluğun ve insanlığının hatırının bilindiği, vefanın en üst seviyede yaşandığı günlerdi aslında eski ramazanları ramazan yapan…
Şimdilerde toplumdan ve halktan o kadar uzaklaşmışız ki yanı başımızdaki akrabamız ve komşumuz iftarını çorba ve kuru soğanla açarken biz lüks soframızdan tıka basa kalkıyor ve üç maden suyu içeren sözde rahatlıyoruz.
Yine bizler yanımızdaki bu garibanları görmek ve onlara maddi ve manevi destek olmak yerine hiç tanımadığımız ve bilmediğimiz coğrafyalara zekât, bağış ve fitrelerimizi gönderiyoruz.
Akrabamız perişan, komşumuz aç biz sırf rahat ve konforlu diye, sırf kalkıp adamlara bir selam verip desteğinizi bizzat verme yerine telefonumuzdan bir yardım kuruluşunun hesabına para göndererek sorumluluktan kurtulduğumuzu sanıyoruz.
Sonra da kalkıp “nerede o eski ramazanlar” diye serzenişte bulunuyoruz.
Doğru soru şu olmalı: “Nerede o eski insanlar ve samimiyet?”