Haykır: Başbuğ Alparslan Türkeş'i rahmetle Anıyoruz
Türk Ocakları Elazığ Şube Başkanı Prof. Dr. Yavuz Haykır Alparslan Türkeş'in vefatının 29. Yıl dönümü dolayısıyla açıklama yaptı.
Haberin Özeti
- • Türk Ocakları Elazığ Şube Başkanı Prof. Dr. Yavuz Haykır, Alparslan Türkeş'in vefatının 29. yıl dönümünde anma açıklaması yayımladı.
- • Haykır, Türkeş'i Türk milletine Tanrı'nın bir lütfu olarak nitelendirip, siyasi hayatımızdaki doldurulamaz yerine vurgu yaptı.
- • Başbuğ Türkeş'in Türk Dünyasının büyük lideri olduğunu, esaret altındaki milyonlarca Türk için umut kaynağı teşkil ettiğini belirtti.
- • Açıklamada, Türkeş'in örnek devlet adamlığı, güçlü askeri kimliği ve siyasi dehasıyla Başbuğ kimliğini hak ettiği ifade edildi.
- • Türkeş'in ölümsüz fikirleri, ülküleri ve "Dokuz Işık" ideallerinin bugün de yol gösterici olduğu ve her Türk'e ödev olduğu vurgulandı.
Başkan Prof. Dr. Haykır açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Türk milletine yüce Tanrı tarafından büyük devlet adamları, siyasetçiler ve askerler bahşedilmiştir. Her biri dünya tarihine ismini altın harflerle yazdıran bu büyük isimler Türklük davasının mücadelesini vererek, milletimizin ihtiyacı olan lider mevkiine ferasetle, basiretle ve dirayetle liyakat göstermişlerdir. Milletimizin buhran zamanlarından sıyrılmasını sağlayan zor zamanlarda bir kurtarıcı cesametiyle ortaya çıkan örnek devlet adamlığı, güçlü askeri kimlik ve siyasi dehayla Başbuğ kimliğini sonuna kadar hak eden merhum Alparslan Türkeş de yüce Türk milletine Tanrı’nın bir lütfudur. Onun ebediyete irtihalinin yirmi dokuzuncu yıldönümünü idrak ettiğimiz bugünlerde Başbuğun siyasi hayatımızdaki doldurulamaz yeri daha iyi anlaşılmaktadır.
Başbuğ, her şeyden öte Türk Dünyasının büyük lideri idi. O Türkiye’nin bağrında mücadelesini vermesine karşın tüm dünya Türklerinin acısını yüreğinde yaşayan, esaret içinde çırpınan milyonlarca Türk için umut kaynağı teşkil etmekteydi. Yüreğinde çağlayan Türklük volkanıyla her daim mücadeleye hazır milyonlarca ülkücünün rehberi olarak adeta Ergenekon’dan Türkleri çıkarmaya ahdetmişti. Milli heyecanı hiç tükenmeyen, Türk’ü her daim bir adım öteye taşımaya namzet kişiliği ile Başbuğ adeta “fena fid devle vel mille” sıfatına layık olarak kendini milletine ve devletine adamış, kimliğini milletinin davasının içinde eritmiş, bu yolda emsalsiz çileler çekmiştir. Başbuğun siyasi kişiliğinin örnek teşkil ettiği, insani yönünün ve nezaketinin hatırlayanların dimağında halen canlı olduğu, adeta mücadele kelimesinin cisimleşmiş bir hali olarak tecessüm eden karakterinin her tavrından anlaşıldığı onu hatırlayanların ortak fikridir.
Başbuğun bütün bu iyi hasletleriyle beraber fikirlerinin onun peşinden yürüyen milyonlarca ülkücünün zihinlerine çakılı olduğu bugün aşikar bir biçimde görülmektedir. Ölümsüz fikirleri, kemikleşmiş ülküleri, Kevser Suyu misali değdiği bedeni dirilten idealleri, yolumuzu aydınlatan dokuz ışığı bugün hiç olmadığı kadar revaçtadır. Ona ve kutsal mefkurelerine bağlı bir biçimde hayat sürmek her Türk’e ödevdir. Milli şuurun zirvesine çıkmış, yüksek ahlaki anlayışıyla Türk töresini baş tacı etmiş Başbuğumuzu unutmak namümkündür. Aramızdan ayrılışının yirmi dokuzuncu seneyi devriyesinde Başbuğ Alparslan Türkeş’i hürmetle, minnetle ve rahmetle anıyoruz. Kutlu tini şad olsun. Mekanı cennet olsun. Ebediyete kadar çizdiği davanın yolundan ilerleyeceğiz.”